YARGILAMANIN YENİLENMESİ, KEMİK YAŞI TESPİTİ VE HATA HÜKÜMLERİNİN UYGULANMASI
- Av. Arb. Gizem Akile İlbay

- 29 Mar 2024
- 3 dakikada okunur
Güncelleme tarihi: 1 May 2024
I. HUKUKİ SÜREÇ
1. Aydın 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 23.12.2009 tarihli ve 2009/408 Esas, 2009/408 Karar sayılı kararı ile hükümlünün çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 103 üncü maddesinin ikinci fıkrası ile 62 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca 6 yıl 8 ay; kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan, aynı Kanun'un 109 uncu maddesinin birinci fıkrası, üçüncü fıkrasının (f) bendi, beşinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası ve 53 üncü maddesi uyarınca 2 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
2. Aydın 2. Agır Ceza Mahkemesinin, 23.12.2009 tarihli ve 2009/408 Esas, 2009/408 Karar sayılı kararının, hükümlü müdafii tarafından temyizi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 14. Ceza Dairesinin 27.02.2014 tarihli ve 2013/11871 Esas, 2014/2492 Karar sayılı kararı ile onanmasına karar verilmiş ve karar kesinleşmiştir.
3. Hükümlü müdafiinin talebi üzerine yargılamanın yenilenmesine karar verilerek duruşmalı yapılan inceleme neticesinde; Aydın 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 29.06.2021 tarihli ve 2020/258 Esas, 2021/273 Karar sayılı kararı ile önceki kurulan hükümlerde isabetsizlik bulunmadığından onaylanmalarına karar verilmiştir.
4. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılıgınca tanzim olunan 20.12.2021 tarihli ve
9-2021/128311 sayılı, iade görüşlü Tebliğname ile Daireye tevdi edilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Hükümlü Müdafiinin Temyiz İsteği
Mağdurenin beyanları ve tanık ifadelerine göre magdurenin olay tarihinde on beş yaşından büyük olduğunu, nüfusa geç kaydedildiğini ve doğum raporunun sonradan düzenlendiğini, mağdure ve hükümlünün kaçtıkları tarihte iki aylık tanışıklıkları olduğunu, mağdurenin yaşını hükümlüye on yedi olarak söylediğini ve hükümlünün mağdurenin yaşını bilmesinin mümkün olmadığını, cinsel ilişkinin rıza ile gerçekleştiğini, mağdure ve hükümlünün evli olduklarını ve müşterek çocuklarının bulunduğunu beyanla İlk Derece Mahkemesince kurulan hükümlerin kaldırılarak yeniden hüküm kurulması gerektiğine ilişkindir.
"YARGILAMANIN YENİLENMESİ, KEMİK YAŞI TESPİTİ VE HATA HÜKÜMLERİNİN UYGULANMASI "
III. GEREKÇE
1. Hükümlünün kararın kesinleşmesinden önceki 03.12.2009 tarihli duruşmada "Mağdureden kimliğini istedim bana 'aradım ancak bulamadım' dedi" şeklindeki beyanının mağdure tarafından aynı tarihli duruşmada doğrulandığı, Aydın Devlet Hastanesinin 25.08.2015 tarihli raporunda mağdurenin radyolojik kemik yaşının yirmi iki yaş ve üzeri oldugu seklinde görüs bildirildigi, bu nedenlerle hükümlü hakkında 5237 sayılı Kanun'un 30 uncu maddesinde düzenlenen hata hükümlerinin uygulanması gerektiği nazara alındığında, yargılamanın yenilenmesi talebinin kabulüne karar verilerek sanığın hukuki durumunun
tayin ve takdiri gerekirken yazılı şekilde önceki hükümlerin onaylanmasına dair karar verilmesi hukuka aykırı bulunmuştur.
2. 5230 sayılı Kanun’un 8 inci maddesinin birinci fıkrası, “(1) Bölge adliye mahkemelerinin, 26.9.2004 tarihli ve 5235 sayılı Adlî Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanunun geçici 2 nci maddesi uyarınca Resmî Gazetede ilân edilecek göreve başlama tarihinden önce verilen kararlar hakkında, kesinleşinceye kadar Ceza Muhakemeleri Usulü Kanununun 322 nci maddesinin dördüncü, beşinci ve altıncı fıkraları hariç olmak üzere, 305 ilâ 326 ncı maddeleri uygulanır.” biçiminde iken 01.07.2016 tarih ve 6723 sayılı Kanun'un 33 üncü maddesi ile “Bu kararlara ilişkin dosyalar bölge adliye mahkemelerine gönderilemez.” biçiminde cümle eklenmiştir. Bu cümlenin eklenmesinin amacı, daha önceden Yargıtay denetiminden geçmis dosyaların, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından denetlenmemesidir. Madde lafzi olarak yorumlandığında, sadece buhükmün, mahkeme kararları kesinleşinceye kadar uygulanabileceği, kesinleştikten sonra uygulanmayacağıdır. Karar kesinleşmesini engelleyecek biçimde bir Yargıtay kararı verilmesinde, bu hüküm uygulanıyor ise, Yargıtay kararı ile hükmün kesinleştiği hallerde anılan hükmün evleviyetle uygulanması gerekir. Aksi bir durum, mevcut delillere göre, eylemin suç oluşturduğu ve bu suçu sanığın işlediğine ilişkin Yargıtay tarafından yapılan tesbitin ve belirlemenin, Bölge Adliye Mahkemesinin son kararı ile kaldırılması sonucunu doğurur ki, bu husus da kanun koyucunun 6723 sayılı Kanun'la yaptığı eklemenin ve kanun yolu incelemesindeki hiyerarşik silsilenin mantığı ile bağdaşmayacağından, Yargıtay tarafından onanarak kesinleşen İlk Derece Mahkemesi kararına karşı yargılamanın yenilenmesi isteminin kabule şayan olduğu kabul edilerek yapılan duruşmalı yargılama sonucu, Mahkeme tarafından verilen hükümlerin onaylanmasına dair kararın, Dairemiz tarafından esastan incelenmesine karar verilmiştir. Nitekim; Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 28.06.2022 tarihli ve 2020/13-262 Esas, 2022/491 Karar sayılı kararının da hükmün esastan Dairemiz tarafından incelenmesine ilişkin kararımızla aynı yönde olduğu görülmekle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının dosyanın esası incelenmeksizin iadesi görüşüne iştirak edilmemiştir.
IV. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Aydın 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 29.06.2021 tarihli ve 2020/258 Esas, 2021/273 Karar sayılı kararına yönelik hükümlü müdafiinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 20.11.2023 tarihinde karar verildi.





Yorumlar