google-site-verification=tFBABHlIscMbHrh_O3Chnnq-cRT7yOJIlgHSc7Nm8qA
top of page

BEKARLARA EV KİRALANMAMASI AYRIMCILIK YASAĞININ İHLALİDİR!

  • Yazarın fotoğrafı: Av. Arb. Gizem Akile İlbay
    Av. Arb. Gizem Akile İlbay
  • 20 May 2023
  • 9 dakikada okunur

Güncelleme tarihi: 16 Ağu 2023

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, başvurana bekâr olduğu gerekçesiyle ev kiralanmaması nedeniyle medeni hal temelinde ayrımcılık yapıldığı iddiasına ilişkindir.

II. İNCELEME SÜRECİ

2. Başvuran, başvuru dilekçesinde özetle;

a. Kiralık ev ilanlarının bulunduğu "…" isimli internet sitesinden kendisine uygun olduğunu düşündüğü evi kiralamak istediğini,

b. Bilgi almak amacıyla ilanda ismi belirtilen kişiye site üzerinden mesaj attığını,

c. Ev sahibi olduğunu söyleyen A. T. isimli kişinin evini bir aileye kiraya vermek istediğini ve bekâra ev vermeyeceğini söylediğini iddia etmekte ve muhatap hakkında gereğinin yapılmasını talep etmektedir.

3. Muhatap ev sahibi yazılı görüşünde özetle;

a. Başvuranın kendisine "…" isimli internet sitesi üzerinden mesaj atarak ev kiralamak istediğini söylediğini,

b. Evi aileye kiraya vermek istemesinin sebebinin, aynı apartmanda oturan ve kronik rahatsızlıkları bulunan anne ve babasına yeni kiracılar tarafından göz kulak olunmasını istemesi olduğunu,

c. Muhatabın art niyetli bir şekilde ısrarla kendisine “Evi bekara vermiyor musunuz?” diye sorduğunu,

ç. Buna rağmen kendisine uygun bir dille evi görmesi adına tanışmak istediğini söylediğini ifade etmektedir.

4. Muhatap ev sahibinin yazılı görüşüne karşı başvuran yazılı görüşünde özetle;

a. Muhatap ev sahibinin “…" isimli internet sitesinde bulunan kiralık ev ilanında açıkça evin aileye kiralanacağını belirttiğini,

b. İlanı gördükten sonra muhatap ev sahibi ile görüşme yaptığını,

c. Muhatap ev sahibinin ilanda yazan beyanını yineleyerek evini aile olmayanlara kiraya vermeyeceğini söylediğini ve hatta şikayet dilekçesinin ekinde bulunan mesaj kayıtlarında da aileye kiraya verme durumunun bir prensip olduğunu belirttiğinin görüleceğini,

ç. Kendisi ile yapılan konuşmalarda annesinin ve babasının sağlık durumundan bahsedilmediğini,

d. Muhatap ev sahibi tarafından bir kiracıdan beklenilmeyecek isteklerde bulunulduğunu, anne ve babasına göz kulak olunması gibi kiracılık dışında bir beklentiye girilmesi hususunun sadece suçlamalardan kurtulmak amacıyla ortaya koyulduğunu belirtmektedir.

5. Söz konusu ilanın “…” isimli internet sitesi üzerinden yayımlanması sebebiyle bu konuya ilişkin … A.Ş.’den alınan 31.01.2023 tarih ve … sayılı yazılı görüşte muhatap şirket;

a. Şirketin 5651 sayılı İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi ve Bu Yayınlar Yoluyla İşlenen Suçlarla Mücadele Edilmesi Hakkında Kanun uyarınca “yer sağlayıcı” olarak faaliyet gösterdiğini, buna göre yer sağladığı içeriği kontrol etmek veya hukuka aykırı faaliyetlerin söz konusu olup olmadığını araştırmakla yükümlü olmadığını,

b. Şirketin iş süreçleri arasında ilan yayımlanmadan önce o ilanın Şirket portalında yer alan “İlan Verme Kuralları”na uygun olup olmadığını denetleyen/kontrol eden bir moderasyon süreci bulunduğunu,

c. Bireysel üyeler tarafından yayımlanmak istenen ilanların bir kısmının yayına alınmadan önce yapay zeka üzerinden onaya düştüğünü, bir kısmının ise Şirketin moderasyon sürecinde onaya düşerek manuel olarak kontrol edildiğini,

ç. Kontrole düşen ilanda, ilan verme kurallarına aykırı bir içerik bulunuyorsa o ilanın yayına alınmadığını,

d. Kurumsal üyelerde ise üyelik aşamasında kullanıcıdan ilan verme kurallarına aykırı bir içerik bulunuyor ise ilanın yayına alınmadığını,

e. Hem moderasyon sürecinde tespit edilebilen hem de ilan yayına alındıktan sonra iletilen şikayetler üzerine, kişilik haklarına zarar veren ve/veya hukuka aykırı nitelikte ifadeler içeren ilanların “uyar/kaldır” yöntemiyle veya Şirkete e-posta yoluyla iletilmesi ile, ilgili ilanların yayından kaldırılabildiğini veya şikayetin hızlıca çözümlendiğini ifade etmektedir.


bekarlara ev kiralamak, anayasa mahkemesi kararı,

III. İLGİLİ MEVZUAT

6. Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın “Kanun önünde eşitlik” başlıklı 10' uncu maddesi şu şekildedir: “Herkes, dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefi inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayırım gözetilmeksizin kanun önünde eşittir. (…)”

7. Anayasa’nın “Çalışma ve sözleşme hürriyeti” başlıklı 48’inci maddesi, “Herkes, dilediği alanda çalışma ve sözleşme hürriyetlerine sahiptir (…)” hükmünü ihtiva etmektedir.

8. 20/4/2016 tarihli ve 6701 sayılı Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu Kanunu’nun

“Tanımlar” başlıklı 2’nci maddesinin (d) bendi uyarınca “Doğrudan ayrımcılık: Bir gerçek veya

tüzel kişinin, hukuken tanınmış hak ve hürriyetlerden karşılaştırılabilir durumdakilere kıyasla eşit şekilde yararlanmasını bu Kanunda sayılan ayrımcılık temellerine dayanılarak engelleyen veya zorlaştıran her türlü farklı muameleyi” ifade etmektedir.

9. 6701 sayılı Kanun’un “Eşitlik ilkesi ve ayrımcılık yasağı” başlıklı 3’üncü maddesine göre; “(1) Herkes, hukuken tanınmış hak ve hürriyetlerden yararlanmada eşittir. (2) Bu Kanun kapsamında cinsiyet, ırk, renk, dil, din, inanç, mezhep, felsefi ve siyasi görüş, etnik köken, servet, doğum, medeni hâl, sağlık durumu, engellilik ve yaş temellerine dayalı ayrımcılık yasaktır. ....

(4) Ayrımcılık yasağı bakımından sorumluluk altında olan gerçek ve özel hukuk tüzel kişileri, yetki alanları içerisinde bulunan konular bakımından ayrımcılığın tespiti, ortadan kaldırılması ve eşitliğin sağlanması için gerekli tedbirleri almakla yükümlüdür.”

10. 6701 sayılı Kanun’un “Ayrımcılık türleri” başlıklı 4’üncü maddesinin birinci fıkrasında, ayrımcılık türleri “a) Ayrı tutma. b) Ayrımcılık talimatı verme ve bu talimatları uygulama. c) Çoklu ayrımcılık. ç) Doğrudan ayrımcılık. d) Dolaylı ayrımcılık. e) İş yerinde yıldırma. f) Makul düzenleme yapmama. g) Taciz. ğ) Varsayılan temele dayalı ayrımcılık.” olarak sıralanmıştır.

11. 6701 sayılı Kanun’un “Ayrımcılık yasağının kapsamı” başlıklı 5’inci maddesinin birinci fıkrasında; “Eğitim ve öğretim, yargı, kolluk, sağlık, ulaşım, iletişim, sosyal güvenlik, sosyal hizmetler, sosyal yardım, spor, konaklama, kültür, turizm ve benzeri hizmetleri sunan kamu kurum ve kuruluşları, kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları, gerçek kişiler ve özel hukuk tüzel kişileri, yürüttükleri faaliyetler bakımından bu hizmetlerden yararlanmakta olan veya yararlanmak üzere başvurmuş olan ya da bu hizmetler hakkında bilgi almak isteyen kişi aleyhine ayrımcılık yapamaz. Bu hüküm kamuya açık hizmetlerin sunulduğu alanlar ve binalara erişimi de kapsar.” ve aynı maddenin 3’üncü fıkrasında; “Kamu kurum ve kuruluşları, kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları, gerçek kişiler, özel hukuk tüzel kişileri ve bunlar tarafından yetkilendirilenler, taşınır ve taşınmazları kamuya açık bir şekilde sunarken bu malları edinmek veya kiralamak isteyenler ile bunlar hakkında bilgi almak isteyenler aleyhine, bunların kiralanması, kira akdinin şartlarının belirlenmesi, kira akdinin yenilenmesi veya sona erdirilmesi, satışı ve devri süreçlerinin hiçbirinde ayrımcılık yapamaz.” hükmü yer almaktadır.

12. 6701 sayılı Kanun’un 9’uncu maddesinin birinci fıkrasının (g) bendinde, Kurumun, “ayrımcılık yasağı ihlallerini resen veya başvuru üzerine incelemek, araştırmak, karara bağlamak ve sonuçlarını takip etmek”le görevli olduğu düzenlenmiştir.

13. 6701 sayılı Kanun’un “İspat yükü” başlıklı 21’inci maddesi şöyledir: “Münhasıran ayrımcılık yasağının ihlali iddiasıyla Kuruma yapılan başvurularda, başvuranın iddiasının gerçekliğine ilişkin kuvvetli emarelerin ve karine oluşturan olguların varlığını ortaya koyması hâlinde, karşı tarafın ayrımcılık yasağını ve eşit muamele ilkesini ihlal etmediğini ispat etmesi gerekir.”

IV. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE

14. 6701 sayılı Kanun'un “Başvurular” başlıklı 17’nci maddesinin birinci fıkrasında “Ayrımcılık yasağı ihlalinden zarar gördüğü iddiasında bulunan her gerçek ve tüzel kişi Kuruma başvurabilir” hükmü bulunmaktadır. Başvuran medeni hali sebebiyle kendisine söz konusu evin kiralanmamasının ayrımcılık yasağının ihlaline sebebiyet verdiğini iddia etmektedir. Yapılan inceleme neticesinde başvurunun esastan incelenebilecek bir başvuru olduğu değerlendirmesine varılmıştır.

15. Ayrımcılık yasağı, uluslararası insan hakları hukukunun temelinde yer almakta ve pek çok uluslararası insan hakları sözleşmesinde özel olarak düzenlenmektedir. Birleşmiş Milletler Medeni ve Siyasi Haklara İlişkin Uluslararası Sözleşme’nin 2’nci maddesinin birinci fıkrası, bu Sözleşme’ye Taraf her Devlet’in kendi ülkesinde yaşayan ve yetkisi altında bulunan tüm bireylere ırk, renk, cinsiyet, dil, din, siyasal ya da başka fikir, ulusal ya da toplumsal köken, mülkiyet, doğum ya da başka bir statü bakımından hiçbir ayrım gözetmeksizin bu Sözleşme’de tanınan hakları sağlamak ve bu haklara saygı göstermek yükümlülüğünü dile getirir (Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Komitesi, Genel Yorum 18, Ayrımcılık Yasağı, 10/10/1989, para. 1).

16. Anayasa Mahkemesi (AYM); Tuğba Arslan kararında, eşitlik ilkesi ve ayrımcılık yasağı yönünden aşağıdaki değerlendirmelerde bulunmuştur: “Anayasa’nın 10. maddesi “ayrımcılık yasağı” biçiminde düzenlenmemiş olsa bile eşitlik ilkesinin, anayasal bağlamda her durumda dayanılacak normatif bir değer taşıması nedeniyle ayrımcılık yasağının da etkili bir şekilde hayata geçirilmesi gerekir (AYM, E.1996/15, K.1996/34, K.T. 23/9/1996). Başka bir deyişle eşitlik ilkesi somut bir ölçü norm olarak ayrımcılık yasağını da içerir” (AYM, Tuğba Arslan, B. No: 2014/256, 25/6/2014, para. 108).

17. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) kararlarında; ayrımcılık, objektif ve makul bir neden olmaksızın, aynı durumdaki kişilere farklı muamelede bulunmak olarak tanımlanmıştır (AİHM, Willis/Birleşik Krallık, B. No:36042/97, 11/9/2002, para.48; AİHM, Okpisz/Almanya, B. No:59140/00, 15/2/2006, para.33). Farklı muamelenin objektif ve makul bir nedene dayanması hususu ise AİHM tarafından belirli kriterler çerçevesinde değerlendirilmektedir. Bu durumda, söz konusu meşruluğun varlığı ilk olarak, demokratik bir toplumda geçerli olan ilkeler göz önünde bulundurularak söz konusu tedbirin amacı ile etkileri arasındaki ilişki bağlamında değerlendirilmelidir. Sözleşme’de belirtilen bir hakkın kullanılmasının ardındaki muamele farklılığının sadece meşru bir amaca yönelik olması tek başına yeterli değildir. 14’üncü madde gerçekleştirilmek istenen amaç ile kullanılan araçlar arasında makul bir ölçülülük ilişkisi bulunmadığı takdirde de aynı şekilde ihlal edilmektedir (AİHM, Belçika’da Eğitim Dili Davası, B. No: 1474/62..., 23/7/1968, para.10). Mahkeme son zamanlardaki içtihatlarında ayrımcılığı kısaca, “göreceli olarak benzer durumda olan kişilere nesnel ve makul bir gerekçesi olmaksızın farklı davranılması” olarak tanımlamaktadır (AİHM, Zarb Adami/Malta, B. No: 17209/02, 20/6/2006, para. 71).

18. Ayrımcılık kendini açık ve kolayca tespit edilebilen bir şekilde göstermediğinden ayrımcılık yasağının ihlal edildiğinin kanıtlanması oldukça güçtür. AİHM bu açıdan “makul şüphe bırakmayacak” bir kanıt standardı kabul etmiştir. Mahkeme’ye göre kanıtlama yeterince güçlü, açık ve birbiriyle uyumlu çıkarsamalardan ya da yeterince çürütülememiş maddi olgulardan oluşabilecektir (AİHM, Nachova ve Diğerleri/Bulgaristan [BD], B. No: 43577/98, 06/7/2005, para. 147).

23. Bununla birlikte ilanın, “…” isimli internet sitesi üzerinden yayımlanması sebebiyle bu konuya ilişkin muhatap … AŞ.’ nin de 31.01.2023 tarih ve … sayılı yazılı görüşü alınmıştır. Yapılan incelemenin ardından şirketin 5651 sayılı Kanun’un 2'nci maddesinin birinci fıkrasının (m) bendindeki “Yer sağlayıcı: Hizmet ve içerikleri barındıran sistemleri sağlayan veya işleten gerçek veya tüzel kişileri,” hükmüne göre yer sağlayıcı kapsamına girdiği değerlendirilmiştir. Ayrıca Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumunun oluşturduğu Ticari Amaçlı Hizmet Veren Yer Sağlayıcılar Listesinde yapılan aramada “…” isimli internet sitesinin bu listede bulunduğu da tespit edilmiştir. Bu tespitin ardından yer sağlayıcıların sorumluluklarının değerlendirilmesi gerekmektedir. Bu kapsamda 5651 sayılı Kanun'un “Yer Sağlayıcının Yükümlülükleri” başlıklı 5'inci maddesinin birinci fıkrasındaki “Yer sağlayıcı, yer sağladığı içeriği

20. AYM, ayrımcılığı ispatlamanın kolay olmadığını, bu yüzden başvuranların kendilerine farklı muamele yapıldığını hukuka uygun her türlü delille ispatlamalarının mümkün olduğunu, farklı muamelenin var olmadığı veya haklı sebeplere dayandığının ispatlandığı durumda, ispat yükümlülüğünün farklı muameleyi gerçekleştiren tarafa geçeceğini ifade etmiştir (AYM, Ayla (Şenses) Kara, B. No: 2013/7063, 5/11/2015, para. 46).

21. Başvuruya konu olayda, başvuran bekâr olduğu gerekçesiyle kendisine muhatap ev sahibi tarafından evin kiralanmadığını, muhatap ev sahibi ise anne ve babasına göz kulak olacak bir aile aradığı için bu şartı koştuğunu ifade etmektedir. Ayrımcılığa maruz kalındığı iddiası incelendiğinde; öncelikle başvuranın, başvuru dilekçesinin ekinde muhatap ev sahibi ile yapmış olduğu görüşmenin ekran görüntüsünü sunmuş olduğu görülmüştür. Bu görüntülerden, ev sahibinin bekâr kiracı kabul etmediği ve evi aileye kiralamak istediği anlaşılmaktadır. Başvuranın açıkça “Evinizi bekâr kişilere kiraya vermiyor musunuz?” diye sorduğu ve muhatabın “Burak Bey aile dışında evimizi kiraya vermiyoruz. Aile apartmanı olduğu için prensibimiz gereği istemiyoruz.” şeklinde cevap vererek başvuranı maruz bıraktığı ayrımcı muameleyi kabul ettiği görülmektedir. Ayrıca başvuran, “aileye kiraya verilecektir” notunun düşüldüğü "…" isimli internet sitesinde yayımlanan ilanın ekran görüntüsünü de dosyaya sunmuştur. Başvuran, ev sahibine ayrımcılık yasağının ihlal edildiği gerekçesiyle Kurumumuza başvuruda bulunacağını da belirtmiştir. Söz konusu mesajlaşmaların ve ilanın ekran görüntüsü, başvuranın iddialarının gerçekliği konusunda kanıt başlangıcı sayılabilecek niteliktedir. Bu çerçevede, muhatabın somut olayda ayrımcılık yasağını ve eşit muamele ilkesini ihlal etmediğini ispat etmesi beklenmelidir.

22. Somut olay çerçevesinde muhatap ev sahibi, başvurana evi göstermek adına tanışmak amacıyla tekrar mesaj attığını ve herhangi bir ayrımcı muamelede bulunmadığını iddia etmektedir. Ancak başvuran tarafından sunulan yazışma içerikleri ve ilan görüntüsü göz önüne alındığında, muhatap ev sahibi tarafından kendi iddialarına dayanak oluşturabilecek herhangi bir bilgi ve belgenin dosyaya sunulmadığı görülmektedir. Dolayısıyla somut olayda ispat yükü kendisine geçen muhatap ev sahibinin ayrımcılık yasağını ihlal etmediğini ispatlayamadığı değerlendirilmektedir.

23. Bununla birlikte ilanın, “…” isimli internet sitesi üzerinden yayımlanması sebebiyle bu konuya ilişkin muhatap … AŞ.’nin de 31.01.2023 tarih ve … sayılı yazılı görüşü alınmıştır. Yapılan incelemenin ardından şirketin 5651 sayılı Kanun’un 2'nci maddesinin birinci fıkrasının (m) bendindeki “Yer sağlayıcı: Hizmet ve içerikleri barındıran sistemleri sağlayan veya işleten gerçek veya tüzel kişileri,” hükmüne göre yer sağlayıcı kapsamına girdiği değerlendirilmiştir. Ayrıca Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumunun oluşturduğu Ticari Amaçlı Hizmet Veren Yer Sağlayıcılar Listesinde yapılan aramada “…” isimli internet sitesinin bu listede bulunduğu da tespit edilmiştir. Bu tespitin ardından yer sağlayıcıların sorumluluklarının değerlendirilmesi gerekmektedir. Bu kapsamda 5651 sayılı Kanun'un “Yer Sağlayıcının Yükümlülükleri” başlıklı 5'inci maddesinin birinci fıkrasındaki “Yer sağlayıcı, yer sağladığı içeriği kontrol etmek veya hukuka aykırı bir faaliyetin söz konusu olup olmadığını araştırmakla yükümlü değildir.” hükmüyle her ne kadar yer sağlayıcıların yer sağladığı içeriği kontrol veya araştırmakla yükümlü olmadığı düzenlenmiş olsa da 6701 sayılı Kanun'un 3'üncü maddesinin dördüncü fıkrasının “Ayrımcılık yasağı bakımından sorumluluk altında olan gerçek ve özel hukuk tüzel kişileri, yetki alanları içerisinde bulunan konular bakımından ayrımcılığın tespiti, ortadan kaldırılması ve eşitliğin sağlanması için gerekli tedbirleri almakla yükümlüdür.” hükmü gereğince bir özel hukuk tüzel kişisi olan şirketin yükümlülüğü devam etmektedir.

24. Muhatap … A.Ş. internet sitesindeki ilanların yayımlanmalarından önce belirli bir filtreleme sürecinden geçtiğini, bu süreçte ilanların muhatabın internet sitesinde yer alan “İlan Verme Kuralları”na uygunluğunun incelendiğini, ilanların bir kısmının yapay zekâyla bir kısmının ise manuel olarak kontrol edildiğini ifade etmektedir. … internet sitesinde yer alan Bireysel Hesap Sözleşmesinin 5.2.2. maddesine göre; "…", "Portal"da sunulan hizmetleri ve içerikleri her zaman değiştirebilme; "Hesap Sahibi”nin sisteme yüklediği bilgileri ve içerikleri "Portal" kullanıcıları da dâhil olmak üzere üçüncü kişilerin erişimine kapatabilme ve silme hakkını saklı tutmaktadır”. Aynı Sözleşmenin 5.2.4. maddesine göre; "…", "Portal"ın işleyişine, hukuka, mevzuata, başkalarının haklarına, “Hesap Sözleşmesi” koşullarına, kişisel verilerin korunmasına, genel ahlak kurallarına aykırı olan mesajları, içerikleri istediği zaman ve şekilde erişimden kaldırabilir.”

25. … internet sitesinde yer alan Bireysel Hesap Sözleşmesinin 5.2.2. ve 5.2.4. maddelerine göre mevzuata aykırı içerikleri kaldırma ve silme hakkına sahip olduğunu ifade eden şirketin, bu ilanlardaki ayrımcılık yasağını ihlal eden ifadelerin de tespit edilip düzeltilmesini veya kaldırılmasını sağlayabilecekken, 6701 sayılı Kanun'un 3'üncü maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca gerekli tedbirleri almadığı, böylece ayrımcılık yasağının ihlal edilmesine yol açtığı değerlendirilmiştir. İnternet sitesinde yer alan “İlan Verme Kuralları”na ayrımcılık yasağına aykırı olabilecek ifadelerin ilanlarda yer almaması gerektiğine ilişkin bir kuralı da ekleyebileceği öngörülen muhatap … A.Ş.’nin internet sitesinde yayımlanan içeriklerin ayrımcılık yasağını ihlal etmesinden sorumlu olacağı kanaatine varılmıştır. Bu kapsamda, internet sitesinde yayımlanan ilanlarda kişilere medeni hali sebebiyle farklı muamele gösterilmesine aracılık eden muhatap … tarafından da medeni hal temelinde ayrımcılık yasağının ihlal edildiği değerlendirilmiştir.

26. Sözleşme özgürlüğü Anayasa’nın 48’inci maddesinde teminat altına alınmış olup buna göre herkes, dilediği alanda çalışma ve sözleşme hürriyetine sahiptir. Sözleşme özgürlüğü, sözleşme yapıp yapmama ya da sözleşmenin karşı tarafını seçebilme özgürlüğüdür. Bu kapsamda, hiç kimse istemediği bir kişi ile sözleşme yapmak zorunda değildir ve kişi, sözleşme yapmak istediği kişiyi serbestçe tayin etme hakkına sahiptir. Sözleşme özgürlüğü Anayasa’da güvence altına alınmış olmakla birlikte kişilere sınırsız bir hareket alanı vermemekte, özellikle Anayasa’nın başlangıç metninde ve 10’uncu maddesinde yer bulan eşitlik ilkesi, AİHS’nin 14’üncü maddesi ve 6701 sayılı Kanun’un 3’üncü maddesinde yer alan ayrımcılık yasağı bu hakların kullanımında önemli bir sınırlama getirmektedir.

27. 6701 sayılı Kanun’da kişilerin taşınır ve taşınmazları kamuya açık bir şekilde sunarken bu

mallar edinmek veya kiralamak isteyenler ile bunlar hakkında bilgi almak isteyenler aleyhine, bunları kiralanması, kira akdinin şartlarının belirlenmesi, kira akdinin yenilenmesi veya sona erdirilmesi, satışı ve devri süreçlerinin hiçbirinde medeni hal temelinde ayrımcılık yapamayacağı düzenlenmiştir.

28. 6701 sayılı Kanun’a göre bir kişinin hukuken tanınmış hak ve hürriyetlerden karşılaştırılabilir durumdakilere kıyasla eşit bir şekilde yararlanmasını medeni hali nedeniyle engelleyen veya zorlaştıran her türlü muamele medeni hal temelinde ayrımcılık oluşturmaktadır. Ekonomik, Sosyal ve Kültürel Haklar Komitesinin 20 No.lu Genel Yorumu’nda medeni hal kavramının kişinin evli olup olmaması, belirli bir yasal rejimde evlenmiş olup olmaması, boşanmış veya dul olması gibi durumlarda ele alınabileceği ifade edilmektedir.

29. Yukarıda açıklanan hususlar birlikte ele alındığında; başvuranın medeni halinden dolayı 6701 sayılı Kanun kapsamında kamuya açık sunulan bir hizmetten karşılaştırılabilir durumdakilere kıyasla eşit bir şekilde yararlanmasının engellenerek ayrımcılık yasağına aykırı bir muamelede bulunulduğu kanaatine varılmıştır.

V. KARAR


A. Başvuruda AYRIMCILIK YASAĞI İHLALİ YAPILDIĞINA,

B. Muhatap A. T. hakkında 6.000 TL, muhatap … A.Ş. hakkında 89.571 TL İDARİ PARA CEZASI UYGULANMASINA,

C. Kararın taraflara tebliğine ve KAMUOYUNA DUYURULMASINA,

Ç. Karara karşı tebliğ tarihinden itibaren 60 gün içerisinde Ankara İdare Mahkemesine başvurulabileceğine,

30/3/2023 tarihinde, OY BİRLİĞİYLE, karar verildi.


İşbu yazı TÜRKİYE İNSAN HAKLARI VE EŞİTLİK KURUMU' nun web sayfasından alınmıştır.


Yorumlar


Bu gönderiye yorum yapmak artık mümkün değil. Daha fazla bilgi için site sahibiyle iletişime geçin.
bottom of page
google-site-verification=tFBABHlIscMbHrh_O3Chnnq-cRT7yOJIlgHSc7Nm8qA